(+90) 312 418 82 69

jfmo@jeofizik.org.tr

Milli Müdafaa Caddesi NO:10/7

06650 Kızılay/ANKARA
MENU
12 KASIM 1999 DÜZCE DEPREMİ’NİN 23 YILDÖNÜMÜ

12 KASIM 1999 DÜZCE DEPREMİ’NİN 23 YILDÖNÜMÜ

17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen ve bütün Türkiye`yi derinden etkileyen Büyük Marmara Depreminin yaraları sarılmaya çalışılırken, 87 gün sonra 12 Kasım 1999 tarihinde merkez üssü Düzce`de 7,2 büyüklüğünde ikinci bir deprem meydana gelmiştir. 23 yıl önce  meydana gelen bu depremde yüzlerce yurttaşımız yaşamını yitirmiş, binlerce yurttaşımız yaralanmış, on binlerce konut ve işyeri ise kullanılmaz hale gelmiştir.

Bu depremden sonra da birçok deprem olmuş ve bu depremlerde de çok sayıda can ve mal kayıpları olmuştur. 23 Ekim 2011 7,1 büyüklüğünde Van depremi, 26 Eylül 2019 İstanbul Silivri açıklarında 5,7 büyüklüğünde olan deprem ve 20 Ekim 2020 yılında İzmir`de büyük yıkıma sebep olan 6,9 büyüklüğündeki (Sisam Adası) depremler gibi. Bu depremler bizlere şu anda deprem konusunda hazırlıksız olduğumuzu göstermiştir.

Depremler yerkabuğunu oluşturan levhaların sınırlarındaki değişim nedeniyle, deformasyonlar ve  gerilme birikimlerinin kırılma sınırına ulaştığında oluşan ve saniyeler süren doğal olaydır. Bu doğal sürecin oluşumu önlenemez ve engellenemez. Ancak bilimsel normlara dayalı yer seçimi, imar planına altlık teşkil edecek jeofizik-jeoteknik etütler, bilinçli eğitim ve güvenli konut üretimi ile can ve mal kayıpları azaltılabilir.

İmar barışı (imar affı) ile imara ve yapılaşmaya aykırı yapılan binalara ruhsat verilerek deprem riski altında olan şehirlerde yaşayan insanlar tehlikeye atılmıştır. Böyle çelişkili yasal düzenlemeler gelecekte meydana gelecek depremlerde daha büyük yıkımlara ve can kayıplarına neden olacaktır. Plansız, ruhsatsız ve denetimsiz yapılaşmayı olanaklı kılan tüm yasal düzenlemeler yeniden değerlendirilmeli veya iptal edilmelidir.

Doğa olayı olan deprem;

Bilinçsizce verilmiş yer seçimi kararları,

Jeolojik, jeofizik ve jeoteknik verilerden yoksun imar planları,

Düşük standartlarda ve mühendislik hizmeti görmemiş yapı üretimi sonucu afete dönüşmektedir.

Depremle iç içe yaşamak zorunda olduğumuz ülkemizde,her deprem sonrası büyük acı ve üzüntülerin yaşanmaması için bir doğa olayı olan depremlerin önlenemeyeceğini, ancak alınacak bilimsel önlemler, bilinçli eğitim ve sağlam zeminlerde güvenli bina üretimi ile her türlü zararın en aza indirilebileceği unutulmamalıdır.

Yaşadığımız depremlerde hayatlarını kaybeden bütün vatandaşlarımızı saygıyla ve rahmetle anıyoruz.

12.11.2022

TMMOB JEOFİZİK MÜHENDİSLERİ ODASI

19. DÖNEM YÖNETİM KURULU 

Okunma Sayısı: 216